EKONOMİK MUCİZE
EKONOMİK MUCİZE
Düşük euro’yu kim, ya da kimler istiyor? Bir defa en başta Almanya istiyor. Bu konuda Merkel bu durumu eleştiren Obama’ya ‘‘kendi işine bak’’ yollu postasını attı bile . Şimdilik Euro’yu bir süre daha düşük tutacağının işaretini verdi. Başta kimler düşük euro’dan memnun? Tabii krizden etkilenen diğer euro bölgesi AB ülkeleri.. Özellikle Almanya bu konuda başı çekiyor. Dikkatiniz içindedir Yunanistan’a da ilk sert uyarı Almanya’dan gelmişti de siesta ilk kurban olmuştu. Ulusal çıkarlarının sonuna dek savunulacağı bizzat Merkel’in ağzından düşmüyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelere ulusal ekonomik politikalar yasak, modası geçmiş, ‘‘aslolan global ekonomik politika’dır’’ anlayışı, kendilerine gelince ulusal davranışın en katısı. AB ve emperyalist ülkeler hep böyle çifte standart davranış sergiler, bir içme suyu markasını bile özelleşme gündeme gelince kıskanır vermezler, ama gelişmekte olan ülkelere gelince affedersiniz iç çamaşırına dek özelleştirmeye açacaksınız, global politikalar böyle emrediyor, derler. Ne yaparsın cari açığın, diz boyu ise boynun kıldan ince, istersen dinleme.. Hele hele sıcak para seni yürütüyorsa, ona esir olmuşsan, yapacak hiçbir şeyin yoktur. Bakın cari açığı az olan veya hiç olmayan ülkeler krizden sonra süratle sıcak para giriş çıkışlarını denetlemeye ‘‘TOBİN’’ vergisi dahil, bir takım tedbirler almaya başladılar. Ama bizim gibi ekonominin yürümesini sıcak paraya terk eden ülkeler, sıkıysa tedbir almaya, denetlemeye kalksınlar, anında ülkeyi çökertiverirler alimallah...
Biraz da Sayın Başbakan’ın ve yandaşlarının nerdeyse ‘‘mucize’’ dedikleri büyüme rakamlarını irdeleyelim isterseniz. 2010 Ocak-Mart yani birinci çeyrek milli gelir istatistikleri yeni yayımlandı. Bir önceki yılın aynı dönemine göre ekonomi yüzde 11,7 oranında büyümüş görünüyor. İşte bu 11,7 mucize imiş, rekorlar kırıyormuşuz da haberimiz yok. Hatta tüm dünya’ya örnek oluyormuşuz. Çin’in arkasından ikinci büyüme oranı bizde imiş. Hep derler ya istatistik rakamları herkesin istediği gibi eğip bükeceği hatta birbirinin tersi olacak kadar, zıt kullanmak için vardır. Hiç kimse 2008’in aynı döneminde büyüme ve milli gelir neymiş bakmıyor da, 2009’u 2010’la kıyaslıyor. Beyler hala 2008’in rakamlarını tutamadık. Milli gelir ilk çeyrekler itibariyle 2008 à 24,446
2009 à 20,913
2010 à 23,350
2008’i yakalamak için epey bir yolumuz daha var, yani büyüme; büyüklere masallar..
Ayrıca ilk çeyrek (Ocak-Mart 2010), büyüme rakamını son çeyrek rakamı ile kıyaslarsanız (yani Ekim-Aralık 2009) büyümenin durduğunu sıfır olduğunu görürsünüz. Büyük ihtimalle de ikinci çeyrek (Nisan-Haziran 2010) de aynen yani sıfır, ya da eksi olacak gibi görünmektedir. Geleneksel ihracatımızı gerçekleştirdiğimiz ülkelerde talep daralması sürmekte, düşük euro nedeni ile de ihracatçımız rekabetçi davranamamakta, sürekli gerilemektedir.
Krizden en ağır etkilenen çevre ekonomileri listesinin başında Türkiye yer alırken (nasıl bir teğet se?) acaba nasıl büyüme rekorları kırıyoruz, anlayan varsa beri gelsin. G 20 ülkeleri içinde, G-8 gelişmiş ülkeleri çıkartırsak, kriz süresince, son iki yılda küçülmüş bulunan, yani milli gelir düzeyi hala 2007’nin altında olan iki ülkeden biri Türkiye’dir ve ikinci ülke Meksika ile sonunculuk için çekişmektedir..
Övündüğümüz ‘‘büyüme rekoru’’. İşte böyle bir şey.. İstatistik rakamları kişinin ‘‘istediği’’ gibi kullanması için ilan edilir. İtirazı olan varsa beri gelsin..
Bu arada ‘‘mali kural’’ da seçimden sonraya kaldı. AKP seçimde muslukları açabilmek için kendini mali kuralla bağlamak istemedi ve buzdolabına kaldırıverdi. Anında faizler yukarı, borsa aşağı yönlendi. Derecelendirme kuruluşları da (Moody’s gibi) Türkiye’nin not artırımını başka bahara bıraktı tabii.. Alla turca bir ekonomik mucize bizimkisi.. Ecz. Enver OLGUNSOY
Temmuz-2010 |