Ege Eczacı Odalarından...


29.08.2015 tarihinde Bursa Eczacı Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen Ege Eczacı Odaları Danışma Kurulu Toplantısı Sonuç Bildirgesi

Beklentilerin tam tersine 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkemizde ortaya çıkan belirsizlik ortamı ve terör olayları ülkenin gündemini mesleki gündemimizin önüne taşımıştır. Hemen her gün yurdun değişik yerlerinden gelen çatışma ve şehit haberleri hepimizde büyük bir kaygı ve üzüntü yaratmaktadır. Tam bitti derken terörün ve çatışmanın sanki düğmeye basılmış gibi bir anda tekrar başlaması kargaşa ortamının güdümlü olduğunun bir işareti olarak algı yaratmaktadır.

Mesleğini insan hayatının devamlılığı için icra eden bizler barış ortamının tekrar sağlanması için başta ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenen siyasiler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin sağduyulu davranması gerektiğine inanıyor, barıştan yana taraf olduğumuzu ilan ediyoruz.

ülkemizin içinde bulunduğu önemli sorunlardan biri de insanın doğaya karşı işlemiş olduğu suçlardır.
Bursa’daki toplantı günümüzde tesadüf ettiğimiz büyük bir orman arazisinin kül olmasına neden olan yangın da bu örneklerden biridir.

Karadeniz Yaylalarından, Kaz Dağları’na kadar hemen her bölgede altın madenleri, mermer ocakları, nükleer, termik ve hidroelektrik santralleri gibi, doğaya yapacağı etkiler ve bölge insanlarının düşünceleri hiçe sayılarak salt ekonomik öncelikle hesapsızca yapılmaya çalışılan yatırımlar geleceğin mirası olan çevre değerlerimizi geri dönülmez bir şekilde yok etmektedir.

Bu konuda Bursa şehir merkezinde yapılması düşünülen DOSAB Termik Santraline karşı Bursa Eczacı Odamızın ve Bursa Akademik Odalar Birliği’nin verdiği mücadeleyi destekliyor, bu tür girişimlerin ülke genelinde tarafsız Çevre Etki Değerlendirme raporu alması ve bölge insanının onayı ile yapılması gerektiğini savunuyoruz.

Mesleki yaşam koşullarımız da ekonomik, yapısal ve yasal sorunlar nedenli her geçen gün biraz daha zorlaşmaktadır. Bu sorunların temelinde Kamu’nun tek başına karar verip hayata geçirdiği uygulamalar yatmaktadır.

Hayata geçirilen rasyonellikten uzak politikaların sonucunda ilaç tüketimi iki kattan fazla artış gösterirken, sistemin bütün yükünü çeken biz eczacıların emeği tasarruf kalemi gibi görülmüş, yayımlanan kararname ve tebliğler sonucunda eczanelerimiz bıçak sırtı yaşar hale gelmiştir.

10 Temmuz 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yeni İlaç Fiyat Kararnamesi, ilaç gibi hayati öneme sahip ürünün temininde sıkıntılar yaratacak ve Sektörde sürdürülebilirlik sorunlarına neden olacak riskleri taşımaktadır.

Fiyat Değerlendirme Komisyonunda Siyasi İradenin temsilcileri dışında, sektörün bileşenleri olan İlaç Sanayinin, ilgili Meslek Örgütlerinin ve depoların olmaması gelecekteki uygulamalar hakkında ipucu vermektedir. Yine ilacın fiyatını belirleyen aynı kararnamede ortaya çıkan fiyat nihai olmayıp, Sosyal Güvenlik Kurumu’na da ilacın fiyatını ve karlılığını belirleme yetkisini ucu açık bir şekilde vermesi ne ekonomi ne de evrensel hukuk kuralları ile bağdaşmaktadır.

Önümüzde SGK ile Türk Eczacıları Birliği arasında bir Protokol süreci vardır. Eczanelerimizin geleceği açısından bu Protokol hayati öneme sahiptir. Protokolün temelinde ilaç ve eczacılık hizmetlerine sürdürülebilirliği sağlayacak bir kaynağın aktarılması öncelik olmalıdır. Artık tasarruf kalemi olamayız. Nasıl ki Kamu sağlık hizmetleri satış tarifesi % 50 civarında fiyat aldıysa eczacılık hizmetlerinin bedeli arttırılmalıdır.

Türk Eczacıları Birliği’nin Protokol taslağı çalışmalarının tüm Odaların ortak aklı ile hazırlanmış olması gerek içeriği, gerekse sahiplenilmesi açısından son derece önemlidir.

ülkemizin içinden geçtiği olağanüstü koşullar gereği hepimiz üzerimize düşen görevin bilincindeyiz, fakat mesleki yaşam sınırlarımızın sonuna geldiğimiz gerçeği de düşünüldüğünde sorunlarımıza çözüm